Bu sürecin adı ne barış ne de açılım!

Cennet Yüzer Cankılıç
cankilic@ritimhaber.com -
Biliyorum çok klasik bir söz ama doğruya doğru.
“Türkiye tarihi bir dönemden geçiyor”. Ve bizler de bu döneme şahitlik eden şanslı nesilleriz.
Bu ülkenin 40 yıl başına bela olan, 40 bine yakın insanımızın canını alan, ekonomimize ağır darbe vuran ve her şeyden önce “Türk-Kürt” kardeşliğini bölmeyi amaçlayan hain PKK terörü sonlanmak üzere.
Bunun adı daha ziyade DEM’lilerin dilinden düşürmediği gibi “barış” değil.
Bu ülkede iç savaş olmadı ki, barıştan bahsedelim.
Çözüm süreci de diyemeyiz.
Çünkü, daha önce “Açılım ve Çözüm Süreci” adı altında pek çok süreç başlatıldı. 3 defa da Öcalan’dan PKK’ya silah bırakma çağrısı geldi.
Birincisi 1991 yılında Özal döneminde yapmış ama Özal’ın vefatı süreci başlamadan bitirmişti,
İkincisi, 15 Şubat 1999’da Kenya’dan paketlenip getirildiğinde PKK’ya silah bırakma çağrısı yapmış ama uyulmamıştı,
Üçüncüsü 21 Mart 2013’te Nevruz Bayramı’nda Diyarbakır’da silahları bırakın çağrısının yer aldığı mektupla başlayan süreç. Süreç 2015’de PKK’nın Ceylanpınar saldırısıyla sona erdirildi.
Her biri o dönemde içeride askeri vesayetin de etkisinde, FETÖ’nün, İsrail’in, ABD ve Avrupa’nın güdümünde baltalandı. Sütten ağzımız yandığı için bu sefer daha temkinliyiz, daha güçlü irade sergiliyoruz. Konjonktür farklı. Dünya’da dengeler değişti, Suriye’de iç savaş bitti, PKK’nın en büyük destekçisi Esat gitti, bölgemizde yeni sınırlar çiziliyor. Türkiye artık eski Türkiye değil, vesayet zincirinden kurtulan, güçlenen, büyüyen ve oyun kuranların masasında yer alan bir Türkiye var.
O yüzden süreci “Terörsüz bir Türkiye “için atılan adım olarak değerlendirirsek daha doğru bir yaklaşımda bulunmuş oluruz.
DEVLET BEY’İN ÇAĞRISI BOŞUNA DEĞİLMİŞ!
Bu seferki süreci 22 Ekim’de MHP Lideri Devlet Bahçeli başlattı. Örgütü lağvetmesi koşuluyla, ”gelsin TBMM’de DEM Parti Grup Toplantısı’nda konuşsun” dediğinde toplumun büyük kesimi, ben de dahil olmak üzere açıkçası vicdanlarımızda bir sızı duymuştuk.
”Nasıl olur da ömrünü Türk milliyetçiliği üzerine adayan” bir isimden böyle çağrı gelirdi?
Çok kısa sürede Bahçeli’nin ne kadar haklı olduğunu anladık.
Çağrısı 8 Aralık’ta Suriye’deki iç savaşın sona ermesiyle beraber daha da netleşti. Sonradan gördük ki bu aslında Devlet Bey’in değil, Devletin bir projesi idi ve geldiğimiz an itibariyle de İmralı’nın PKK ve uzantılarına “silahları bırakın, kendinizi lağvedin” çağrısı Kürt kardeşlerimiz başta olmak üzere toplumda büyük bir rahatlamaya yol açtı.
Ve yine gördük ki, Devlet bey 6 Şubat’ta geçirdiği riskli ameliyat sonrası biz evinde istirahatte olduğunu zannederken, kendisi tüm gücüyle, benliğiyle bu sürecin başarıya ulaşması için mesai harcıyor. DEM’li Ahmet Türk’le, Sırrı Süreyya Önder’le telefonda görüşmesi, tutuklu Selahattin Demirtaş’ı eşinin ameliyatı sonrası arayarak ‘geçmiş olsun’ demesi her baba siyasinin yapabileceği bir nezaket örneği değil.
OKYANUS ÖTESİ HESAPLAR YİNE İŞ BAŞINDA İDİ
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin 6 Şubat’tan sonra geçtiğimiz günlere kadar görüntü vermemesi sosyal medyada Okyanus ötesi ve PKK severlerin organizeli saldırısına yol açtı. Günlerce süren çirkin saldırı paylaşımlarında “Devlet Bey’in (Allah korusun) vefat ettiği” gibi aslı astarı olmayan fake ve bot hesaplardan yapılan paylaşımlar toplumda da “acaba mı?” diyerek dalgalanmalara yol açtı. Bu saldırılara karşı MHP cephesinden gelen açıklamalar hız kesmedi.
CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisiyle telefonda görüştüğünü, sağlık durumunun iyi olduğunu söylemesi bir nebze bu çirkin propaganda yapan terör örgütü destekçilerini yavaşlatsa da paylaşımlarını durdurmadı.
Taa ki, DEM Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in ve Ahmet Türk’ün “telefonda görüştük, sonrasında da kendisini ziyaret ettik” demelerine kadar…
Açıklamalar sonrası kara propaganda yapan terör örgütlerinin fake ve bot hesapları bir anda sosyal medyadan kayboldu.
Biz bunların toplumsal algıyı yönetmedeki çalışmalarını Türkiye’nin kovid dönemi kapanmasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir ara rahatsızlığı nedeniyle görüntü vermemesinde, bir ay süren büyük Manavgat yangınında, 6 Şubat Maraş depreminde, TÜSAŞ saldırısında ve daha pek çok olayda gördük. Yaşadığımız doğal afetleri ve olayları fırsat bilen Okyanus ötesi ve PKK sempatizanları sosyal medyada çok çabuk etkileşime geçip, algı operasyonları yapabiliyorlar.