Bursa'ya 1 milyon liralık destek keşke böyle gelmeseydi!
Yazının Giriş Tarihi: 23.06.2020 08:04
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.06.2020 08:04
Yağan her şiddetli yağmurda korkarım. "Şimdi acaba nereleri su bastı, sel aldı?" diye...
Çünkü, bilirim bunun acısını, korkusunu. O bulanık suyun, üzerinize yapışan çamurun yağlı lekesini. Küçüklüğümden de kötü hatıram vardır, yakın geçmişimden de...
Hiç unutmam, Söğüt'ün Sakarya Nehri kıyısındaki köyümüz yüksek tepede, ama tarlalar ovada olduğu için mutlaka yılda bir iki defa böyle şiddetli yağmurlarda dağlardan sel gelirdi. Mübarek çağlayan dere gibi önüne ne gelirse alır giderdi. Sadece ürün, odun, ağaç vs. olsa yine iyi, yukarı köylerden insan almışlığı da çoktur. Onların cansız bedenlerinin sürüklediği sel sularında eşeklerin, ineklerin, koyunların, köpeklerin de gittiği çok oldu.
Köyün erkekleri canları pahasına kazma, küreklerle set vurmaya çalışırken, kadın ve çocuklar toplanıp tepeden aşağıda akan seli ve sele kapılanları çaresiz gözyaşlarıyla seyrederdik.
Hadi 40 yıl önce köylerde tepelerden gelen sele teslim oluyorduk da, ya şehirdekine ne demeli?
Yakın geçmişte de kentin göbeğinde Heykel'de, modern planlı yerleşim yeri olarak bilinen Kültür Mahallesi'ndeki evlerimizde de alt katlarımızı su bastığı çok oldu. Çünkü aniden bastıran şiddetli yağmur nedeniyle bölgenin kanalizasyon ve giderler ya yeterli gelmediği ya da evler dere yatağında bulunduğundan sorunlu olduğu için yukarı mahallelerinden gelen sel suları sokakları dereye döndürüyordu.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Cennet Yüzer Cankılıç
Bursa'ya 1 milyon liralık destek keşke böyle gelmeseydi!
Yağan her şiddetli yağmurda korkarım. "Şimdi acaba nereleri su bastı, sel aldı?" diye...
Çünkü, bilirim bunun acısını, korkusunu. O bulanık suyun, üzerinize yapışan çamurun yağlı lekesini. Küçüklüğümden de kötü hatıram vardır, yakın geçmişimden de...
Hiç unutmam, Söğüt'ün Sakarya Nehri kıyısındaki köyümüz yüksek tepede, ama tarlalar ovada olduğu için mutlaka yılda bir iki defa böyle şiddetli yağmurlarda dağlardan sel gelirdi. Mübarek çağlayan dere gibi önüne ne gelirse alır giderdi. Sadece ürün, odun, ağaç vs. olsa yine iyi, yukarı köylerden insan almışlığı da çoktur. Onların cansız bedenlerinin sürüklediği sel sularında eşeklerin, ineklerin, koyunların, köpeklerin de gittiği çok oldu.
Köyün erkekleri canları pahasına kazma, küreklerle set vurmaya çalışırken, kadın ve çocuklar toplanıp tepeden aşağıda akan seli ve sele kapılanları çaresiz gözyaşlarıyla seyrederdik.
Hadi 40 yıl önce köylerde tepelerden gelen sele teslim oluyorduk da, ya şehirdekine ne demeli?
Yakın geçmişte de kentin göbeğinde Heykel'de, modern planlı yerleşim yeri olarak bilinen Kültür Mahallesi'ndeki evlerimizde de alt katlarımızı su bastığı çok oldu. Çünkü aniden bastıran şiddetli yağmur nedeniyle bölgenin kanalizasyon ve giderler ya yeterli gelmediği ya da evler dere yatağında bulunduğundan sorunlu olduğu için yukarı mahallelerinden gelen sel suları sokakları dereye döndürüyordu.
YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN...