Denizhan Sezgin Engelleri birlikte aşalım
Yazı Detayı
13 Mayıs 2021 - Perşembe 19:51
 
Engelleri birlikte aşalım
Denizhan Sezgin
 
 

Her yıl 10-16 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Engelliler Haftası'nda Engelli bireylerin toplumsal yaşamda karşılaştıkları sorunlar hakkında farkındalık yaratılıyor. Özürlülük bedensel fonksiyonlardaki hasarlardan kaynaklanan kayıpların yarattığı sosyal dezavantajlar olarak tanımlanıyor. Akraba evliliği, gebelik sırasında yanlış davranışlar, aşı olmamak, iş kazaları, trafik kazaları ve silahlı çatışmalar gibi nedenlerle doğuştan veya yaşam sırasında meydana gelen sebeplerle bireyler sakat kalabiliyorlar.


 


 

 

Ülke nüfusumuzun büyüklüğü hepimiz tarafından bilinen bir gerçek. Ama bu nüfusun ne kadarını engelli bireylerimizin oluşturduğunu çoğumuz bilmeyiz. Araştırmalar sonucunda ortaya çıkan tablo hiç de önemsenmeyecek gibi değildir. 1990 nüfus sayımına göre ülkemizdeki engelli bireylerin oranı 14'tür. Bu rakam herhâlde bizlerin engelli bireylerimiz için ne kadar çalışmamız gerektiği hakkında bilgi vermektedir. Ayrıca her insanın bir özürlü adayı olduğunu düşünürsek herhâlde yapılacak çalışmaları çok daha fazla önemsemek gerekir.

Ülkemizdeki özürlü bireylerimizin çoğunluğunu 3.5 oranıyla konuşma engelli bireylerimiz oluşturmaktadır. Konuşma engellileri sırasıyla 2 ile üstün zekâlılar, 2.03 ile zihinsel engelliler, 1.4 ile ortopedik engelliler, 0.06 ile işitme engelliler, 0.02 ile görme engelliler takip etmektedir.


Ülkemizde ve halen Avrupa Birliği ülkelerinde özürlüler büyük sosyal dezavantajlara maruz kalıyorlar. Bunun sonucu olarak da sosyal yaşamda eşitsizlikler ortaya çıkıyor. Bu açıdan bakıldığında, özürlünün ve özürlü olmanın tanımı farklı bir boyut kazanıyor. 


Engelli bireylerimizin, ülke nüfusuna oranının bu kadar çok olmasına rağmen çok az bir kısmı eğitim imkânlarından faydalanabilmektedir. Oysa Avrupa'da engelli bireylerin tamamı eğitimin bütün olanaklarından faydalanmakta, hatta gerektiğinde eğitim imkânı engelli bireylerin ayağına kadar götürülmektedir. Bu durum bizim büyük bir ayıbımızdır. Bu noktada, eğitimde fırsat eşitliği ilkesine ne kadar dikkat ettiğimizi oturup düşünmeli ve bu ilkenin gereğini yerine getirmek için neler yapmamız gerektiğini plânlamalıyız.
 

Son yıllarda Avrupa Birliği merkezli uygulamalara bağlı olarak, bu konuda yasal düzenlemelerde bir artış ve iyileştirme eğilimi var. Özürlü dostu istihdam politikalarını içeren genel bir sosyal politika anlayışının günlük hayatımıza işlemesine ihtiyaç var. Aile içinde, yerel yönetimlerde, üniversitelerde, sivil toplum örgütlerinde, kamu kurumları ve özel sektörde özürlülerin istihdamı, işe hazırlama, işe yerleştirme ve iş yaşamı içerisinde korunma konularında yapılan çalışmalara verilen önemin artırılması gerekiyor. 

 

2020 yılı verilerine göre kamu kurumlarında yaklaşık 71 bin 500 olan özürlü kotasından yalnızca yaklaşık 15 bin kadarı istihdam edilmiş. Aynı durum özel sektör için de geçerli. İşsizlik oranında genel bir azalış olsa dahi bu, özürlü bireyler için çok fazla bir anlam ifade etmiyor. Genel olarak özürlülük ile istihdam arasında olumsuz bir ilişki var. Cinsiyetin devreye girmesi ile bu ilişki daha bir eşitsizlik halini alıyor.

Engelli bireylerimizi topluma kazandırmak ve hayatlarını kolaylaştırabilmek için inanın küçük büyük bütün bireylerin yapabileceği pek çok şey vardır. Örneğin çevre düzenlemelerinin engelli bireylere uygun şekilde yapılması, günlük yaşamımızda sürekli kullandığımız alışveriş merkezlerinin engelli bireylere uygun olarak tasarlanması, trafik ışıklarına kurulan sesli düzeneklerin yaygınlaştırılması engelli bireylerimizin hayatlarını bir nebze de olsa kolaylaştıracaktır.

Engelli bireylerimize yardımcı olmak istiyorsak, onlara acıyarak yaklaşma yerine Konfiçyus'un dediği gibi onlara balık verme yerine, balık tutmayı öğretmeliyiz. Engellilerin beceri ve yetenekleri doğrultusunda iş imkânı sağlayarak onları üretken ve verimli hâle getirebiliriz.

 
Etiketler: Engelleri, birlikte, aşalım, , ,
Yorumlar
Haber Yazılımı